İYİ Partili Kadir Ulusoy’dan Tarım Bütçesi ve İstatistik Eleştirisi: “Kanuna Göre 1 Trilyon 112 Milyar ₺ Ayrılmalıydı, Hükümet 5 Yerine 1 Veriyor!”…
-
[ANKARA]
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ve tarım sektörüne toplamda 1 trilyon 305 milyar ₺ kaynak ayrıldığını duyuran 2027 yılı merkezi yönetim bütçe teklifine muhalefetten sert eleştiriler geldi. İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında bütçe kalemlerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, açıklanan istatistiki verilerin üreticinin sahadaki gerçekliğiyle örtüşmediğini ifade etti.
Bütçede yer alan 325 milyar ₺’lik tarımsal kredi ve faiz sübvansiyonunun, DSİ altyapı yatırımlarının ve KİT zararlarının doğrudan çiftçi desteği gibi gösterilmesini eleştiren Ulusoy, Tarım Kanunu’nun 21. maddesini hatırlattı.
“Kadir Ulusoy: 5488 Sayılı Kanun Açıktır, Çiftçiye Ayrılan Destek 5’te 1 Seviyesinde Kaldı”
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre bütçeden ayrılacak tarımsal destekleme payının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 1’inden az olamayacağını vurgulayan Kadir Ulusoy, hesaplamalarını şu şekilde paylaştı:
“Açıklanan bütçede tarıma 1 trilyon 305 milyar ₺ ayrıldığı söylendiğinde memleketimiz ve üreticimiz adına önce umutlandık. Ancak alt kalemleri incelediğimizde DSİ yatırımlarının, köy yollarının, sübvansiyonlu faizlerin ve Çaykur ile Türkşeker gibi KİT’lerin finansman açıklarının bu paketin içine dahil edildiğini gördük. KİT’lerin yönetimsel zararları çiftçinin sırtına doğrudan destek gibi yüklenemez. Kanun gayet açıktır; çiftçinin bitkisel üretimine, hayvanına ve doğrudan emeğine destek vereceksiniz. Milli gelire göre ayrılması gereken doğrudan tarımsal destek tutarı 1 trilyon 112 milyar ₺ olması gerekirken, açıklanan doğrudan rakam 235 milyar ₺ seviyesinde kalmıştır. Hükümet kanunen vermesi gereken 5 birim kaynağın yalnızca 1 birimini vermektedir.”
“Hayvan Sayımları ve TÜİK Verileri Sahayı Yansıtmıyor”
TÜİK ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın büyükbaş hayvan varlığına ilişkin istatistiklerini de sorgulayan Ulusoy, sahadaki demografik çelişkilere dikkat çekti:
“17 milyonu aşkın büyükbaş hayvan varlığından söz ediliyor. Ancak beyana dayalı sayımlarla doğru sonuca ulaşılamıyor. Türkiye’de sağılır inek yaş ortalaması sahada genelde 8 kabul edilirken kayıtlarda 15-20 yaşında hayvanlar görülüyor; kesilen hayvanlar sistemden düşülmüyor. 7,5 milyon civarında sağılır inek varsa yılda yaklaşık o kadar buzağı doğması gerekir; ancak küpelenen buzağı sayısı 4,5-5 milyon civarında kalıyor. Bu istatistikler doğru olsaydı kırmızı et fiyatlarında dengelenme sağlanır, ithalat bağımlılığı son bulurdu.”
“Mesele Üretim Değil, Fiyatlama ve Planlama Darboğazıdır”
Türkiye’nin stratejik ürün dengesine ve gıda arz güvenliğine de değinen Ulusoy, üreticinin tarlada zarar ederken tüketicinin pahalılıkla karşılaştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin kendine yetemediği ifade edilen 15 ürün; buğday, mısır, çeltik, ayçiçeği, soya, bakliyat ve kırmızı et gibi soframızın yüzde 80-85’ini oluşturan temel gıdalardır. Akdeniz’den Karadeniz’e sahayı geziyoruz. Mersin Mut’ta veya Manisa’da yağlık zeytin dalında 10 ₺’ye kadar gerilerken markette zeytinyağı fiyatları düşmüyor. Üzümde, elmada üretici maliyetini çıkaramazken tüketici pahalıya tüketiyor. Türkiye 300-400 milyon kişiyi besleyecek ekolojik güce sahiptir; sorunumuz üretim gücümüz değil, plansızlık ve fiyatlama mekanizmasındaki yapısal aksaklıklardır.”
Toprak TV Olarak;
Cumhuriyetimizin kurucu aklı olan planlı tarımsal üretimi ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde güvence altına alınan “milli gelirin en az yüzde 1’i oranında destekleme” ilkesini, gıda egemenliğimizin temel direği olarak görüyoruz. İster iktidar ister muhalefet perspektifinden olsun; tarım bütçelerinin şeffaf, doğrudan üreticinin tohumuna, mazotuna, gübresine ve yemine yansıyan net desteklerle şekillendirilmesi gerektiği sahanın ortak talebidir.
Karar vericilere çağrımızdır: Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda; 2027 yılı bütçe görüşmelerinde tarımsal destekleme ödenekleri doğrudan üretim maliyetleri baz alınarak revize edilmeli, DSİ sulama altyapı yatırımları ile kamu iktisadi teşekküllerinin görev zararları tarımsal destekleme havuzundan çıkarılarak ayrı genel yatırım kalemleri olarak bütçelenmelidir. Hayvancılıkta TÜRKVET kayıt sistemleri ile saha sayımları dijital çiplerle güncellenerek gerçek hayvan envanteri netleştirilmelidir. Tarladaki 10 ₺’lik mahsul ile market rafı arasındaki 5-6 katlık spekülatif fiyat makasını önleyecek Hal Yasası ve üretici kooperatiflerinin doğrudan lojistik dağıtım ağı acilen tesis edilmelidir.
Tüketicilerimize ve yetiştiricilerimize tavsiyemiz ve çağrımız ise; üreticilerimizin Tarım Kanunu çerçevesinde hak ettikleri desteklemeleri kayıt altına aldırarak üretim planlaması sözleşmelerini titizlikle takip etmeleri ve kooperatifleşme yoluyla pazarlık güçlerini artırmalarıdır. Tüketicilerimizin ise üreticinin ucuza satıp aracının fahiş kârlar koyduğu zincir market dayatmalarına karşı kooperatif marketlerini ve yerel üretici pazarlarını tercih ederek milli tarım üreticisine destek vermeleridir.




