Anadolu’nun rengi, ibiği ve dakikaları bulan eşsiz ötüşüyle meşhur Denizli horozu, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü‘nde bilimsel bir projeyle koruma altına alındı. “Hayvan Gen Kaynaklarının Korunması ve Geliştirilmesi Projesi” kapsamında yürütülen çalışmada, bu milli hazinenin genetik saflığı korunurken, ötüş süresini uzatmak için genomik seleksiyon gibi en modern teknolojiler kullanılmaya hazırlanılıyor.
.O Meşhur Ötüşün Sırrı Artık Genlerde Aranacak!
Ötüşü Uzun, Yumurtası Bol Olan Damızlıklar Seçiliyor
Enstitüde kurulan özel kümeslerde “pekmez kefi, al horoz ve pamukkırı” olmak üzere üç farklı çeşidi bulunan Denizli horozları, veteriner hekimlerin gözetiminde titizlikle ıslah ediliyor. Enstitüden Dr. Halil Harman, damızlık seçiminde sadece horozun fiziki özelliklerine değil, aynı zamanda annesinin yumurta verimine de bakıldığını belirtti. Harman, “Yüksek yumurta veren tavukların civcivleri kullanılıyor. Ötüş süresi kısa horozları sürüden uzaklaştırıyoruz” dedi.
.O Meşhur Ötüşün Sırrı Artık Genlerde Aranacak!
Gelecek Genomik Seleksiyonda
Şu an kamera kayıtlarıyla en uzun öten horozları belirleyip klasik metotla ıslah yaptıklarını söyleyen Dr. Harman, yakın gelecekte bir üst aşamaya geçeceklerinin müjdesini verdi: “Yakında genomik seleksiyona başlayacağız. Gen düzeyinde çalışmalar yapacağız. Uzun öten horozlardaki gen bölgeleri belirlenecek. Yavrularda da direkt gen taraması yapılarak daha hızlı ıslaha geçmiş olacağız.”
.O Meşhur Ötüşün Sırrı Artık Genlerde Aranacak!
Toprak TV Olarak
Konya‘dan gelen bu haber, Türkiye’nin kendi biyolojik zenginliğine ve genetik miraslarına nasıl sahip çıktığının en bilimsel ve en gurur verici kanıtıdır. Bu, sadece bir horozun ötüşünü uzatma projesi değil, bir kültürel sembolü ve milli bir hazineyi gelecek nesillere bozulmadan aktarma sorumluluğudur. Bahri Dağdaş Enstitüsü‘ndeki bu çalışma, bize iki önemli şeyi gösteriyor: 1) Korumanın Bilimselliği: Denizli horozu gibi bir değer, sadece köylerde romantik bir şekilde değil, devlet kontrolünde, veteriner hekimlerin ve mühendislerin emeğiyle, “saf hat” olarak, bilimsel metotlarla korunmalıdır. 2) Gelenek ve Geleceğin Buluşması: Bir yanda horozun o kadim ötüşünü dinleyen geleneksel seçilim, diğer yanda ise o ötüşün sırrını genlerde arayan “genomik seleksiyon” gibi en modern teknoloji… İşte bu, bizim her zaman savunduğumuz, geleneği reddetmeyen ama onu bilimle geleceğe taşıyan “İyi Tarım Uygulamaları” vizyonunun ta kendisidir. Bu enstitü, sadece bir ırkı değil, aynı zamanda Anadolu’nun sesini ve genetik zenginliğini de korumaktadır.