Türkiye’nin “beyaz altın” ambarı Söke Ovası‘nda pamuk hasadı başlarken, üreticiler hem düşük rekolte hem de maliyetleri karşılamayan fiyatlar nedeniyle kara kara düşünüyor. Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, kütlü pamuk fiyatının en az 40 TL olması gerektiğini, aksi takdirde üreticinin ayakta kalmasının imkansız olduğunu belirterek acil önlem çağrısı yaptı.
Söke’de Alarm: “40 Liranın Altı Sonumuz Olur!”
Tariş Fiyatı 30 TL’ye Denk Geliyor, Borsa Durgun
Piyasadaki durumu özetleyen Başkan Tanyeri, “Söke Tariş, alım fiyatını 76 TL olarak açıkladı. Ancak bu fiyat, yüzde 40 randıman üzerinden hesaplandığında kütlü pamuğa 30-31 TL’ye denk geliyor. Bu rakam kesinlikle üreticiyi kurtarmaz” dedi. İzmir Ticaret Borsası’ndaki durgunluğa da dikkat çeken Tanyeri, buradaki fiyatların kütlü pamukta 27-28 TL bandına kadar gerilediğini ifade etti.
Mustafa Tanyeri Söke Ziraat Odası Başkanı
Rekolte de Düştü, Üretim Alanları Küçülebilir
Fiyatların yanı sıra verimde de büyük bir hayal kırıklığı yaşandığını belirten Tanyeri, “Dekar başına 300-350 kilogram arasında verim alınabiliyor. Bu üretici için büyük bir sıkıntı” diye konuştu. Tanyeri, bu şekilde devam etmesi halinde önümüzdeki yıl pamuk ekim alanlarının 100 bin dekarlara kadar gerileyebileceği uyarısında bulunarak, “Devlet destekleri acilen gözden geçirilmelidir” dedi.
Toprak TV Olarak
Söke Ovası‘ndan yükselen bu ses, sadece bir ürünün fiyatıyla ilgili bir sitem değil, Türkiye’nin stratejik bir endüstrisi olan tekstilin geleceğine dair ciddi bir uyarıdır. Bu haberdeki en kritik detay, “randıman” gerçeğidir. Kamuoyuna 76 TL olarak açıklanan bir fiyatın, çiftçinin cebine 30 TL olarak girmesi, üretici ile piyasa arasındaki makasın ne kadar açıldığını göstermektedir. Düşük rekolte (300-350 kg/dekar) ile bu yetersiz fiyat birleştiğinde, ortaya çıkan tablo çiftçi için bir “finansal felaket” anlamına gelmektedir. Ziraat Odası Başkanı‘nın “üretim sahaları geriler” uyarısı bir tehdit değil, basit bir ekonomik gerçeğin ifadesidir: Para kazandırmayan ürün ekilmez. Pamuk, sadece bir tarım ürünü değil, tekstil ve konfeksiyon sanayimizin ana hammaddesidir. Yerli üretimin darbe alması, bu sektörde dışa bağımlılığın artması demektir. Bu nedenle, Söke’deki çiftçinin sorunu, tüm Türkiye’nin milli ve ekonomik bir meselesidir.